ads

7 Ekim 2011 Cuma

Doğal afetler ve nedenleri - Doğal afetlerin önlenmesi önlemler

Depremin Nedenleri

Dünya'nın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir Yeryüzü mo**** bulunmaktadır. Bu modele göre, Yerküre'nin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.

Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdeğin nikel-demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Yer'in, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının, Yer'in çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek, çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Manto, genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe, içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır. Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha" lara bölünmektedir.

Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe Taşküre'de gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla, levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.

Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde, levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magma da okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay, Taşküre'nin altında devam edip gitmektedir.

İşte Yerkabuğu'nu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları Dünya'da depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya'da olan depremlerin büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında, dar kuşaklar üzerinde olusmaktadır.

Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için, bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket, çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.

Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada Yeryüzü'nde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve fay adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen Yeryüzü'nde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve Yeryüzü'ne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.

Depremlerinin oluşumunun bu sekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı, 1911 yılında, Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca varolan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır.

Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin, açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.

Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen Yerkabuğu'nda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır.

İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar.

Faylar, genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay" denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir.

Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da "Eğim Atımlı Fay" denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey hareket bulunabilir




Cisimlerin hareketini kolaylaştıran bir etkendir. Yamaç eğimi arttıkça yer çekimi etkisi de artar. Yer kaymasının gerçekleşmesinde büyük rol oynar.Eğimli bölgelerde etekleri aşınan bir yamaç üst kısımdaki ağırlıkları taşıyamaz. Su : Toprağın altındaki kil tabakasının suları emerek kaygan bir çamur yığını oluşturması da heyelana yol açar. Bu nedenle kar erime dönemlerinde fazla yağış alan yerlerde heyelan olayı fazladır. Kar erimesi ve yağmurlarla, üstteki geçirimli tabakadan sızan sular alttaki geçirimsiz tabakaya gelerek geçirimsiz tabakanın üzerinde birikir. Geçirimsiz tabakanın üst yüzeyi, suyu emerek kaygan bir özellik kazanır. Böylece üstte suya doymuş ve gevşek hale gelmiş olan tabaka, alttaki kaygan yapı ve fazla eğimin etkisiyle yamaç boyunca kayar. Bunun için büyük ve yaygın heyelan olayları şiddetli yağışlardan sonra meydana gelir. Tabakaların Yapısal Özelliği : Heyelanın oluşabilmesi için suyu sızdıran tabakanın altında kil tabakasının bulunması gerekir. Geçirimli tabakadan sızan sular alttaki geçirimsiz tabakanın gevşemesine neden olur. Ana kütleden zor kopan kayalar heyelanı azaltır.Tabakaların uzanışı heyelanı etkiler. Yamaç eğimine paralel ise böyle yerlerde kaymalar kolay olur. Bitki Örtüsünün Tahribi : Bitki örtüsü, yamaçlardaki toprağı tutan kaymasını engelleyen etkendir. Bunun için heyelanların çoğu çıplak yamaçlarda olmaktadır. Ağaçların tahrip edilmesi heyelanları kolaylaştırır. Beşeri Faktör : Doğal etkenlerin dışında heyelana neden olan beşeri faktörler vardır. İnsanlar çeşitli nedenlerle yamacın doğal eğimini bozarlar. Yol, kanal, tünel ve baraj yapımı sırasında yamacın bir bölümü oyularak denge bozulur. Bu durumda kaymalara neden olur.



DOĞAL AFETLER
A)DEPREM
1)depremi oluşturan doğal nedenle nelerdir?
2)depremi oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)depremin etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)depremin en çok ne zaman oluşmuştur?
5)depreme karşı alınması gereken önlemler nelerdir?
B)HEYELAN
1)heyelanı oluşturan doğal nedenler nelerdir?
2)heyelanı oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)heyelanın etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)heyelan en çok ne zaman oluşmuştur?
5)heyelana karşı alınması gereken önlemler nelerdir?
C)SEL
1)seli oluşturan doğal nedenler nelerdir?
2)seli oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)selin etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)sel en çok zaman oluşmuştur?
5)sele karşı alınması gereken önlemler nelerdir?
D)KAYA DÜŞMESİ
1)kaya düşmesini oluşturan doğal nedenler nelerdir?
2)kaya düşmesini oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)kaya düşmesinin etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)kaya düşmesi en çok ne zaman oluşmuştur?
5)kaya düşmesine karşı alınması gereken önlemler nelerdir?
E)ORMAN YANGINLARI
1)orman yangınını oluşturan doğal nedenler nelerdir?
2)orman yangınını oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)orman yangınının etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)orman yangını en çok ne zaman oluşmuştur?
5)orman yangınına karşı alınması gereken önlemler nelerdir?
F)ÇIĞ
1)çığı oluşturan doğal nedenler nelerdir?
2)çığı oluşturan beşeri nedenler nelerdir?
3)çığın etkilediği veya en çok görüldüğü yerler?
4)çığ en çok ne zaman oluşmuştur?
5)çığa karşı alınması gereken önlemler nelerdir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder

ads2